MAİDE SURESİ-

48-Cemal Külünkoğlu Meali: Sana da (Ey resul!) senden önceki (İlahi) kitap(ların asılların)ı tasdik edici ve onlara gözcü/koruyucu olmak üzere Hakk olan Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdik. O halde (seni hakem seçtikleri takdirde) sen de Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet! Gerçek olan sana gelmişken onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir şeriat, bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat verdiği (farklı eğilimler, imkânlar, yetenekler) sizi denemesi içindir. O halde hayır işlerinde yarışın! Hepinizin dönüşü Allah'adır. O hakkında ayrılığa düştüğünüz (ihtilaf konusu yaptığınız) şeyleri size bildirecektir.

YORUM: Cemal Külünkoğlu Meali
Maide Suresi 48. Ayet Açıklaması
Din, insanlara, yaratılış gayesini ve varoluş hikmetini bildiren Allah tarafından konulmuş kanunların, direktiflerin bütünüdür. Dinle amaçlanan; hayata yön vermek ve gerçekçi bir yaşam biçimi belirlemektir. Allah’ın dine yüklediği misyon; yaratılış safiyetinden, fıtratından uzaklaşan insanların yaşam biçimlerini yeniden düzenlemek, onları yasalarla istikamet vermek ve onları koruma altına almaktır.

Ayette geçen “şir’a” terimi “yol, mezhep, adet, metot” gibi anlamlara gelmektedir. Kur’an’da, bir topluluğun sosyal ve manevi refahı için gerekli olan sistemini göstermek için kullanılır. “Şir’a ile birlikte kullanılan “minhâc” kelimesi ise, genellikle soyut anlam taşıyan “açık yol”, yani bir “hayat tarzı, yaşam biçimi” manasına gelir. Ancak, bu iki kelime, yalnızca belli bir inanç sistemi ile ilgili kanunları değil, aynı zamanda Kur’an’a göre Allah’ın her peygamberi tarafından tebliğ edilen bütün değişmez, temel manevî hakikatleri de kapsayan din teriminden anlam olarak daha dar kapsamlıdır. Çünkü Peygamberler tarafından tesis edilen belli bir şeriat (hukuk sistemi) ve tavsiye edilen hayat biçimi (minhâc), zamanın ihtiyaçlarına ve her toplumun kültürel gelişmesine bağlı olarak değişir. 

İsra suresinin 17/84. ayetinde de belirtildiği gibi herkes farklı eğilimlere, yeteneklere, karaktere, yetiye sahiptir. İnsanlar, birbirlerinden farklı yapılarda yaratılmışlardır. Allah onlara doğru yolu ana sınırlarıyla göstermiş ve bu sınırlar içerisinde onları serbest bırakmıştır. Bugün için insanların temel kaynağı ve dayanağı Kur’an olmalıdır. Ancak hayat tarzları, Kur’an’la çizilen ilahı sınırların dışına taşmamak kaydıyla kültürel farklılıklara göre değişebilir. Bu açıdan bakıldığında din ile şeriati aynı kapsamda düşünmek doğru değildir. Yani Allah’ın dini insanlığı yarattığından beri sabit, şeriatı ise yaşanılan dönemin şartlarına göre değişkendir. O halde, Allah’ın dinini gözetme adına, tüm insanları aynı çatı altında birleştirmeye, her devirde şartlar değişmesine rağmen aynı uygulamayı dayatmaya ve tek merkezden yönetmeye kalkmak da doğru olmaz.


49-Muhammed Esed Meali: O halde, geçmiş vahyin mensupları arasında ⁶⁹ Allah’ın indirdiğine göre hükmet ve onların mesnedsiz görüşlerine uyma; ve onlardan sakın ki Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştıramasınlar. Eğer onlar [Allah’ın buyruklarından] yüz çevirirlerse, bil ki bir kısım günahlarından dolayı onları [böylece] cezalandırmak, Allah’ın iradesi gereğidir: ⁷⁰ Unutma ki insanların çoğu gerçekten sapkındır.

YORUM: Muhammed Esed Meali
Maide Suresi 49. Ayet Açıklaması
Lafzen, “onlar arasında”; bkz. yukarıda not 55 ve 65.
Bunun anlamı, Allah’ın buyruklarının bilinçli olarak gözardı edilmesinin kendi cezasını da birlikte taşıdığıdır: yani, toplumun ahlaki değerlerinin tedricî olarak çürümesi ve böylece sosyal parçalanmanın ve toplumu yok olmaya götüren çatışmaların artması.


54-Mehmet Okuyan Meali: Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilsin ki) Allah kendilerini sevdiği, onların da O’nu (Allah’ı) sevdiği, müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü, (ayrıca) Allah yolunda [cihad] eden (fedakârlık yapan) ve kınayanın kınamasından korkmayan bir topluluk getirecektir. Bu, Allah’ın lütfudur. Onu dilediğine (layık olana) verir. Allah (imkânları) geniş olandır, bilendir.

YORUM: Mehmet Okuyan Meali
Mâide Suresi 54. Ayet Açıklaması
Bu mesaj Bakara 2.217 ve Muhammed 47.38. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Söz konusu ayetlerden de anlaşıldığı üzere, fiili bir savaşa girişmedikleri sürece dinden dönenlere herhangi bir ceza verilemez. Onlar yeniden kazanılsın diye çalışılmalıdır., Bu ayet Fetih 48:29. ayetle birlikte okunmalıdır., Benzer mesajlar: Nisâ 4:133; En‘âm 6:133; Tevbe 9:39; Hûd 11:57; İbrahim 14:19; Fâtır 35:16; Muhammed 47:38.


55-Kadri Çelik Meali: Sizin veliniz ancak Allah, O'nun peygamberi ve namaz kılıp rükû halinde zekât (sadaka) veren müminlerdir.

YORUM: Kadri Çelik Meali
Maide Suresi 55. Ayet Açıklaması
(Ebu Zer şöyle diyor: “Bir gün Hz. Resulullah ile birlikte öğle namazı kıldığımız bir sırada, bir dilenci mescittekilerden sadaka istedi, fakat ona kimse bir şey vermedi. Bu sırada Hz. Ali rükû halindeydi. Elinin küçük parmağını dilenciye doğru uzattı, o parmağında yüzük vardı. Dilenci gidip yüzüğü parmağından çıkarıp aldı. Bunu gören Hz. Resulullah Allah’a yakararak, “Allahım! Kardeşim Musa sana, “Rabbim! Gönlümü aç, işimi kolaylaştır ve dilimdeki düğümü çöz ki, sözümü anlasınlar. Ailemden bana bir yardımcı ver. Kardeşim Harun’u. Onunla kuvvetimi arttır. Onu işime ortak et ki, seni çokça tespih edelim. Şüphesiz sen bizi görensin” diye dua etti. Sen de ona, “Senin isteklerin sana verildi, Ey Musa!” diye vahyettin. Allah’ım! Ben de senin kulun ve peygamberinim, benim de gönlümü aç, işimde kolaylık sağla, ailemden Ali’yi, bana yardımcı kıl, onunla kuvvetimi arttır.”
Ebu Zer diyor ki: “And olsun Allah’a, henüz Hz. Resulullah sözünü tamamlamadan Cebrail “Sizin veliniz ancak Allah, onun peygamberi ve de namaz kılan ve rükû halinde zekat veren müminlerdir” ayetini indirdi.)

58-Cemal Külünkoğlu Meali
(Ezanla) siz birbirinizi namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlenceye alırlar. Bu, onların akılsız bir topluluk olmasındandır.

Cemal Külünkoğlu Meali
Mâide Suresi 58. Ayet Açıklaması

Bu ayet namaz için okunan ezanın bir delilidir. İlk ezan hicretten hemen sonra 622 yılında okunmuştur. Ezandan önce farklı yöntemlerle Müslümanlar namaza çağrılıyordu. Sabit bir yöntemle namaza çağrı konusunda Hz. Peygamber bir istişare toplantısı yaptı. Bu toplantıda, çan çalınmasını, borazan kullanılmasını, ateş yakılmasını önerenler oldu ama Hz. Peygamber hiçbirisinden tatmin olmadı. Çünkü Çan’ı Hıristiyanlar, borazanı Yahudiler, Ateş’i Mecusiler kullanıyordu. Hazrec kabilesinden Abdullah b. Zeyd’in teklifiyle bugün olduğu gibi ezan okunmaya başlandı. İlk ezan Bilal-i Habeşi tarafından Mescid-i Nebevi’nin hemen yanındaki yüksek bir evin damından okunmuştur. Ayrıca; “Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, alışverişi bırakarak hemen Allah’ın zikrine koşun!” (Cuma, 62/9) ayetindeki çağrının da ezan ile yapıldığı bilinmektedir.

67-Mustafa İslamoğlu Meali
Ey Rasûl! Rabbinden sana indirilen hakikati tebliğ et! Eğer bunu (tam) yapmazsan, O’nun mesajını (hiç) tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlar(ın saldırısın)dan koruyacaktır.[⁹⁶⁰ Kuşku yok ki Allah nankörlükte (ittifak etmiş) bir topluma rehberliğini bahşetmez.

Mustafa İslamoğlu Meali
Mâide Suresi 67. Ayet Açıklaması

Bu ibareler, Rasulullah’ın vahyi herhangi bir gerekçeyle gizleme arzusu gösterdiği şeklinde anlaşılamaz. Bu tür bir anlama Elçi’den önce Elçi’yi seçen Allah’a iftiradır. Âyetin maksadı, Tevrat ve İncil’in başına gelenlerin Kur’an’ın da başına gelmemesi için Rasulullah’ın şahsında tüm mü’minleri uyarmaktır.

Rasulullah, bu âyetten sonra koruma taleplerini reddetmiştir (Müstedrek).

Âyette geçen kâfirîn, ıstılahî anlamından daha çok, lügat anlamıyla alınmalıdır.