Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, 25 Mart 2009 tarihinde gerçekleşen ve Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin hayatını kaybettiği helikopter kazasının üzerinden 15 yıl geçmesine rağmen hala aydınlatılamayan noktaların olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin siyasi tarihine damga vuran bu trajik olay, hala netlik kazanmamış bir şekilde kamuoyunun gündeminden düşmemekte.

UZUN ; “İMZA YETKİLERİNİ FES EDECEĞİZ” UZUN ; “İMZA YETKİLERİNİ FES EDECEĞİZ”

Karasu, kazanın ardından sis perdesinin hala aralanamadığını ve olayın kaza mı yoksa suikast mı olduğuna dair şüphelerin giderilemediğini belirtti. Yaşanan bu trajik hadisenin üzerinden geçen yıllara rağmen, helikopter kazasının detayları ve ardındaki gizem hala birçok kişinin kafasında soru işaretleri bırakmaya devam ediyor. 

Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindekilerin vefatının 15. yılında, hala olayın tüm yönlerinin aydınlatılamamış olmasının kamuoyunda büyük bir hayal kırıklığı ve hüzün yarattığını belirten Karasu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni (TBMM) ve Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Devlet Denetleme Kurulu'nu (DDK) göreve çağırdı.

Karasu, TBMM Başkanlığı'na bir araştırma komisyonu kurulması için önerge verdi ve daha önce kurulan komisyonların süreci yeterince aydınlatamadığını belirtti. Özellikle de, olayın bir kaza mı yoksa suikast mı olduğuna dair şüphelerin giderilememiş olması, adalet arayışını güçlendiren en önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

Bu süreçte, eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün talimatıyla DDK'nın hazırladığı raporda ölümlerin "şüpheli" bulunduğuna dikkat çeken Karasu, DDK'nın bu konuda harekete geçmemesinin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimat vermemesinin düşündürücü olduğunu vurguladı.

Karasu, olayın aydınlatılması için DDK'nın derhal devreye girmesi ve Meclis'te yeni bir araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirtti. Kamuoyunun taleplerinin dikkate alınarak bu sürecin adil ve şeffaf bir şekilde ilerlemesi gerektiğinin altını çizdi. Ancak, 15 yıllık bir süreç sonunda hala cevaplanmayı bekleyen sorular, Türkiye'nin siyasi tarihinde kapanmayan bir yara olarak kalıyor.