Dünya Obezite Federasyonu'nun uyarısına göre, önlem alınmazsa 2035 yılında dünya nüfusunun yarısı obez veya aşırı kilolu olabilir. Türkiye de Avrupa'da obezite açısından 1. sırada yer alıyor.

Vücuttaki hormonlar, genetik ve çevresel faktörlerden etkilenerek obeziteye yol açabilir. Özellikle yüksek karbonhidratlı beslenme ve hareketsizlik, insülin direncine ve kilo alımına neden olur.

Diyetisyen Süheyla Subaşı Uçar, her yıl 4 Mart'ta kutlanan Dünya Obezite Günü'nün önemine vurgu yaparak obeziteyi bir kronik hastalık olarak nitelendiriyor.

Uçar, obezitenin iradesizlik değil, vücuttaki hormonların genetik ve çevresel faktörlerden etkilenmesi sonucu gelişen bir hastalık olduğunu belirtiyor.

Diyetisyen Süheyla Subaşı Uçar, “Her yıl 4 Mart Dünya Obezite günü olarak farkındalık oluşturmak adına anılmaktadır. Dünya obezite federasyonu önlem alınmazsa 2035 yılında Dünya nüfusunun yarısının obez ve aşırı kilolu olarak sınıflandırılacağından bahsediyor. Dünya Sağlık örgütü obezitenin artış hızından dolayı obezite pandemisi kavramını kullanıyor.

Türkiye Dünya Sağlık örgütünün verilerine göre obezitede Avrupa'da 1 sırada yer alıyor. Görüldüğü üzere iş ciddi. Ancak toplum obeziteyi nedense iradesizlik olarak adlandırıyor tam tersi obezite kronik bir hastalıktır diyoruz.

Bunun sebebini size şu şekilde açıklayayım vücudumuzdaki hormonlarımız genetik ve çevresel faktörlerden etkilenir. Özellikle yüksek karbonhidrat içeren besinlerin hayatımızda daha aktif yer almasından dolayı aynı zamanda yoğun ve hızlı yaşam nedeniyle hareketsiz kalmamızdan dolayı hormonlarımız yaptığı görevleri yitiriyor. Bir insanın kilo almasının en temel sebebi kan şekerindeki dengesizliktir. Yediğiniz besinleri, karbonhidratları hücre içerisinde kullanılmasını sağlayan insülin gibi hormonlar maalesef ki vücut yüksek karbonhidrata maruz kaldığınızda oluşan İnsülin direncinin etkisiyle birlikte kandaki şekerleri hücre içerisine sokamıyor. Bu sebeple kanda artan şeker bizi şeker hastası yapmasın diye vücut öyle güzel bir koruma mekanizmasına sahip ki var olan şekerleri yağ olarak depoluyor. Bundan dolayı kilo artışınız oluyor. Özellikle karın çevresinde ve kol çevresinde ya artışı gözleniyor. Abdominal yani üst bölgede artan yağ miktarı kronik hastalıklara kapı açıyor çünkü organlar karın içerisinde olduğu için onun etrafındaki yağlanma bu riski arttırıyor.” İfadelerini kullandı.

Naci görür uyardı! Tokat ve Sivas Dikkat! Naci görür uyardı! Tokat ve Sivas Dikkat!

Obezite tedavisi mümkündür!

Doğru tıbbi, diyet ve egzersiz tedavisi ile obeziteyi yenmek mümkündür.

Tedavinin temel unsurları:

  • Tıbbi tedavi: Kan değerlerine göre vitamin takviyesi ve diyet planlaması
  • Diyet tedavisi: Sürdürülebilir ve ömür boyu uygulanabilir bir beslenme programı
  • Egzersiz: Günlük 15 dakika veya haftada 3 kere 30 dakikalık egzersiz

Süheyla Subaşı Uçar obezitenin tedavisi hakkında, “Obezite hastalığının tedavisi çok basit doğru bir tıbbi tedavi doğru bir diyet tedavisi ve doğru bir egzersiz tedavisi ile kişi çok rahatlıkla bu süreçten sağlıklı bir şekilde çıkıyor. Tıbbi tedavi önemli çünkü sizin kan değerlerinize göre eksik olan vitaminlerinize göre hem takviyeleriniz öneriliyor doktorlar tarafından hem de diyetisyeniniz tarafından diyetiniz buna göre planlanıyor. Diyet tedavisi süreci de bir o kadar önemli özellikle bu sürecin sürdürülebilir olması kişinin ailesiyle birlikte ömrü boyunca sürdürebileceği bir diyet sistemini öğrenmesi çok önemli. Egzersizde de sadece günlük yapılan 15 dakikalık egzersiz ya da haftada iki kere ablam 45 dakikalık egzersiz ya da haftada 3 kere yapılan 30 dakikalık egzersiz bu tedavi sürecine ciddi oranla katkı sağlayıp insülin direncini azaltıyor. Kısacası obezite kaderiniz olmasın onun bir hastalık olduğunun farkına varıp bir an önce tedavi basamaklarına başlamak çok önemli.” açıklamalarında bulundu.