199- (Ey Resul!) Sen affetmeyi ve müsamahayı esas al. İyiyi ve güzeli emret, cahillerden uzak dur (onlara aldırış etme)!

Cemal Külünkoğlu Meali
A’râf Suresi 199. Ayet Açıklaması

Burada, hitap doğrudan Hz. Peygamber’e yapılıyor olsa da “sen” hitabı Kur’an’a bağlılık gösteren herkese, dolayısıyla her çağda bütün Müslümanlara yöneliktir. Bu ayette, İslam’ı tebliğ için yola çıkanların uygulayacakları metot hakkında adeta yol haritası veriliyor. Öncelikle İrşat vazifesini üstlenen Müslümanın bütün tepkilere karşı vakarlı, anlayışlı, müsamahakâr ve affedici olması gerektiği vurgulanıyor. Çünkü insan, doğal güdü ve sezgileriyle yaşayan diğer bütün yaratıklardan farklı olarak özgür ve ahlaki bir iradeye sahiptir. Dayatma, zorlama ve baskı ile terbiye edilecek bir varlık değildir. Şartlar ne olursa olsun her zaman iyi ve güzel, doğru ve yanlış hoş bir üslupla ona anlatılmalıdır. A. İmran 3/159’da “Eğer sert, katı kalpli biri olsaydın, kuşkusuz çevrenden uzaklaşırlardı” fermanı da kabalık ve baskıdan uzak bir yöntemin insan için en doğru yol olacağını işaret etmektedir.
 
“Cahillerden uzak dur!” emri; onlara temkinli yaklaş, ihtiyatlı davran, meclislerinde fazla kalma, onlarla beraber olma, onların seviyesine inmeyi tevazu olarak görme, onlarla çok konuşma, arkadaşlık kurma, dost olma anlamındadır. Cehalet, kendi bildiğinin dışında bir bilgi ve düzey olduğunu bilmemektir. Cehalet bilmediğini bilmemektir, kindir, inattır, kibirdir, sefalettir, bağnazlıktır, yobazlıktır, vurdumduymazlıktır. Yoksulluğun, karanlığın, şiddetin, nefretin, hasedin en âlâsıdır cehalet. Bu bakımdan Kur’an cahilliği ortadan kaldırmak için seferberlik ilan emiş ve cahil kalan ve kalmak isteyenlerle ilişki konusunda ciddi prensipler ortaya koymuştur. Bunlardan bağlayıcı cümle olarak ayet sonlarında gelenlerden birkaç örnek: “Ben cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım”
(Bakara 2/67), “Sakın cahillerden olma!”(En’am 6/35), “Sana cahillerden olmamanı tavsiye ederim!”(Hud 11/46), “Biz cahillerle bir arada olmak istemeyiz”(Kasas 28/55)


200- “Sana şeytandan bir kışkırtma gelirse hemen Allah’a sığın! Şüphesiz ki yalnızca O duyandır, bilendir.” 

Mehmet Okuyan Meali
A’râf Suresi 200. Ayet Açıklaması


Bu ayette şeytanın müdahalesinden kurtulmak için Yüce Allah’ın yardımına sığınmanın gerekliliğine dikkat çekilmektedir. Kişi peygamber bile olsa kendi başına şeytanın müdahalesinden kurtulamaz. Benzer mesajlar: Nahl 16:98; Mü’minûn 23:97-98; Fussilet 41:36.


201- “Şüphesiz, sorumluluk bilincini kuşanan kimselerin içine şeytan tarafından kurgulanan mevhum bir görüntü yansıyacak olursa, (hemen fıtrat sözleşmesini) hatırlayıverirler ve işte o an gerçeği kavrarlar.


Mustafa İslamoğlu Meali
A’râf Suresi 201. Ayet Açıklaması


Tâif bir kıraatta tayf okunur. Tayf, uyku veya yarı uykulu bir hâldeyken görülen hayal (Râğıb). Bizce bu, bilinç devreden çıkınca onun boşluğundan istifadeyle yerini doldurmaya çalışan “sahte bilince” tekabül eder. Bu, iradeden boşalan yeri vehimlerin doldurmasıdır. Çevirimiz bu mülahazaya dayanır.


202- “(Şeytanların) dostlarına gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürükler, sonra da yakalarını bırakmazlar.


Cemal Külünkoğlu Meali
A’râf Suresi 202. Ayet Açıklaması

Tıpkı psikoaktif maddelere kendini kaptıran madde bağımlısı gibi, yaratılış safiyetinden uzaklaşarak her geçen gün gafletin tesir alanında kötüleri kendi bakış açısına göre iyi görerek şeytanın esiri olanlar bir daha kolay kolay yakalarını kurtarıp özgürlüklerine kavuşamazlar.


203- (Ey Muhammed!) Sen onlara bir âyet getirmediğin zaman: “Kendin bir âyet uydursaydın ya!” derler. O zaman sen de onlara: “Ben, ancak bana vahyolunana tâbi olurum. Bu Kur’an (insanların) gözünü gönlünü açan, Rabbinizden gelen bir nur, inanan bir toplum için ise en doğru yol gösterici ve bir rahmettir.” de.

Mehmet Türk Meali
A’râf Suresi 203. Ayet Açıklaması

Yani, bazen vahiyde bir gecikme olduğu zaman. Aslında onlar, böyle demekle; diğer ayetleri de onun uydurduğu bir söz gibi gösterip, akıllarınca onun, Peygamber olmadığını ispat etmeye kalkarlar.


204- Kur'an okunduğu zaman hemen susup onu dinleyin¹ ki size rahmet edilsin.

Erhan Aktaş Meali
A’râf Suresi 204. Ayet Açıklaması

Kur'an'ı dinlemekten kasıt ne dediğini öğrenmektir. Allah'ın buyruklarından haberdar olmaktır. Ne dediğini anlamaksızın onu dinlemek hiçbir yarar sağlamaz. Bu “sürünün kaval dinlemesinden” farklı bir şey değildir. Fussilet Suresi, ayet 26: Ve inkâr edenler, “Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki başarılı olursunuz.” dediler.


205- Ve sen, ey hakikat yolunun yolcusu; gönlünün tâ derinliklerinde, engin bir tevazu ile boyun büküp yalvararak ve O’nun ihtişâm ve azameti karşısında titreyip ürpererek, fakat kendini bilmezlerin yaptığı gibi bağırıp çağırmadan, sesini yükseltmeden, gece gündüz Rabb’ini an ve sakın kibrin ve zevk-ü sefanın pençesine düşerek Rabbini unutan gâfillerden olma!

Emrah Demiryent Meali
A’râf Suresi 205. Ayet Açıklaması
“Gâfillerden olma”; Bu hitabın zahiri her ne kadar Hz. Muhammed [sallallahu aleyhi vesellem] efendimize yöneltilmiş ise de mana bakımından ümmetine yapılmıştır. Hitap, Peygamber üzerinden ümmete yapılmıştır. Allahu alem.


206- Şüphesiz ki Rabbinin katındakiler (melekler), O’na (Allah’a) kulluk etmekten kibirlenmez, O’nu [tesbih] eder (yüceltir) ve yalnızca O’na secde ederler. 

Mehmet Okuyan Meali
A’râf Suresi 206. Ayet Açıklaması
“Rabbinin yanındakilerden kastedilen, muhtemelen O’na yakın olan meleklerdir. Bunlar Zümer 39:75’te geçen “Arş’ın çevresini kuşatan melekler” olabilir. Nisâ 4:172’deki ifadeden bu meleklerin [el-mukarrabûne] yani Hakk’a yakınlaştırılmış melekler olduğunu söyleyebiliriz.